Sadece Allah’tan İste..

Cuma Yazıları 8 Yorum Yapılmış »

Abdülkadir Geylani Hz.lerinin nasihatlerinden bazıları:

Ey oğul! Eğer dünya tasalarından sıyrılmaya gücün yetiyorsa hiçdurma, hemen sıyrıl. Aksi halde seri olarak kalbinle Allah’a koş. O’nun rahmetine yapış. Ta ki kalbinden dünya tasaları çıksın. O herşeye kadirdir. Herşeyi bilir ve herşey O’nun kudret elindedir. Onu kendisine imanla ve kendisinin marifeti ile doldurmasını iste.

devamını oku »

Kötü Huylardan ve Sıkıntılardan Kurtulmak İçin..

Cuma Yazıları, Dualar 16 Yorum Yapılmış »

devamını oku »

Mü’min Kardeşine Dua Etmek

Cuma Yazıları, Dualar 11 Yorum Yapılmış »

Hayırlı ve bereketli cumalar arkadaşlar. Bu mübarek cuma günü birbirimize dua edelim…

Cenab-ı Rabbül Alemin Hz. Musa’ya:

“Ya Musa bana günahsız bir ağızla dua et!” diye buyurdu.

Musa (a.s.): “Yarabbi bende öyle bir ağız yok ki, sana nasıl günahsız bir ağızla dua edeyim,” dedi. Bunun üzerine Allah’ü Teala:

“Başkalarının ağzıyla dua et çünkü sen başkalarının ağzıyla günah işlemiş olmazsın, öyle hareket et ki diğer insanlar gece gündüz sana dua etsinler. Veya kendi ağzını temizle, Allah’ın (c.c) adı temizdir onu zikrederken ağız temizlenir,” buyurdu.

Ümmü Derda (ra)’dan rivayete göre, Resulullah (sav) efendimiz buyurmuştur:

دعوة المسلم لأخيه بظهر الغيب مستجابة عند رأسه ملك موكل، كلما دعا لأخيه بخير، قال الملك الموكل به، آمين و لك بمثل..

“Bir müslümanın, bir din kardeşine gıyabında yaptığı DUA kabul olunur. Başında vazifeli bir melek vardır. Kardeşine hayır DUA’da bulunduğu vakit, bu melek: ‘AMİN’ der. Ve: ‘Senin için de bir misli olsun’ der.”

Müslim-Ebu Davud Tac c 5 s 210

Güne Nasıl Başlamalı?

Cuma Yazıları 5 Yorum Yapılmış »

Salih Zeki Meriç

Altınoluk 2010 – Ocak, Sayı: 287, Sayfa: 051

Gönlü ferah, kalbi itmi’nana ermiş, Allah’tan razı ve Allah’ın da kendisinden razı olduğu, Kurâni ifade ile “muttakîler”, Allah’a Allah’ın istediği şekilde kulluk eden insanlardır.

Kurân-ı Kerimin ilk âyetlerinde, “O, muttakîler için bir hidâyet rehberidir” ifadesi geçiyor. Bu ilâhi beyandan anlıyoruz ki, Kurân’ın bir mümin için rehber olabilmesi için, Allah’ı gerektiği şekilde sevmesi ve onun azâmetinden korkması lazımdır.

Müslümanın iç güzeliği, ruh saflığı ve diriliği yüzüne yansır.

Peki Allah’ın kendisinden râzı olduğu bir müslümanda bu ulvî letâfet nereden kaynaklanıyor?

Önce müslümanın günlük kulluk vazifelerine nasıl ve ne şekilde başlaması gerektiğine bakalım:

devamını oku »

Nefsine Hâkim Ol..

Cuma Yazıları, Dualar 16 Yorum Yapılmış »

düş..

Dünya üzerinde yaşayan hiç bir insan yoktur ki yaptığı tüm hata ve günahlara bir bahanesi olmasın. Nefsimize uyarız,şeytandır deriz(nefis ve şeytan farklı kavramlardır.)

devamını oku »

İftar’da Aşırı Yemekten Sakınmak ve İftarı Hemen Açmak

Cuma Yazıları, PEYGAMBERİMİZ(sav)'den 4 Yorum Yapılmış »

pembe..

Cenâb-ı Hak bir âyet-i kerîmede şöyle buyurur:

“Yiyiniz içiniz; fakat israf etmeyiniz! Çünkü Allâh isrâf edenleri sevmez.” (A‘râf, 31)

devamını oku »

Günah bana yakışmıyor; ama af Sana öyle yakışıyor ki!

Cuma Yazıları, Dualar 4 Yorum Yapılmış »

hayırlı cumalar

Dua, Rabbimize karşı yapılan çok sırlı, gizli ve kudsi bir ubudiyettir. Evet o, en halis bir kulluk tavrıdır. Dua, insanın ihlas ve samimiyetle Rabbisine yönelip O’ndan bir şeyler dilemesi halidir.

Kur an-ı Kerim,

“Kullarım Beni Senden soracak olurlarsa, bilsinler ki Ben pek yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim.” (Bakara Sûresi, 2/186)

devamını oku »

Subhanallah Elhamdülillah Allahuekber..

Cuma Yazıları 1 Yorum Yapılmış »

güvercinler

SübhanAllah

“Sübhan” sözü, dudağına değer değmez, kendi varlığının titrekliğini hissettirir sana. Rabbini, kusurdan, noksandan, zulümden uzak görürken, kendi kusurlarını, kendi noksanlarını, kendi karanlık yanlarını görmeye başlarsın. Bütün hatlarınla varlık iddiasından geri çeker seni “Sübhanallah!” Hatırlatır ki, varlığın senin elinde değil; asla senin elinde olmadı. Yokken varlığına dair bir fikrin yoktu. Var olma isteğin de yoktu. Rabbine uzaklığının nişanesidir “Sübhanallah!” Uzaklıkların en uzağı ise yokluktur; hiçliktir. Yok olan uzaktır; öylesine uzaktır ki, uzak sözcüğü bile yetmez uzaklığını ölçmeye… Şimdi bir düşün. Olsan da olmasan da birdi dünya; senin yokluğun bir şeyi eksik etmeyecekti yeryüzünden. Sen olmadığında kimse yokluğunu farketmeyecekti. Ama şimdi varsın; yokluğun dipsiz kuyusundan çıkarıldın. Rabbinin dilemesiyle var edildin. Rabbin seni var etmeyi diledi; ellerin yokken elinden tuttu, yüzün yokken yüzüne baktı. İyi bil ki, en büyük sürprizdir varlığın; seni var-yok arası bir titreklikten çıkaran Rabbine minnettarlığının en doğru ifadesidir Sübhanallah.


Elhamdülillah


Var-yok arası bir titreklikten varlığa eriştirildin. Varoluşa muhatap kılındın. Sonsuz uzak olduğun Rabbin, şimdi sana sonsuz yakınlığını anlatıyor. Sen kendi varlığından bile haberdar değilken, senin varlığına varlıkların en güzelini lûtfediyor, sana hayat bahşediyor. Sana hücre hücre dokunuyor kudret ve rahmetiyle. Senin dokunabileceğin yerlerden daha fazlasıyla dokunuyor sana. Dokunmak için kullandığın parmak uçlarının her noktasına her an dokunuyor. Kendini sevmeye ayırdığın duygularının her kıpırtısını rahmetinin avuçlarında tutuyor. Hayat ki, varlığın ışığıdır. Teninde güneşler açar hayatta olduğun için. Gözlerine kâinatlar doluşur ihya edildiğin için. Yüzün nice sevgilerin denizine akar ve birikir hayatta olduğun için. Yakınların en yakını hayattır; ihyadır. Öylesine yakın bir yakınlıktır ki hayat, bütün yakınlıkların aslı, esasıdır; bütün dokunuşların mayası ve kıvamıdır. Rabbinin tecellisi nabzında, kalbinin her kıpırtısında geziniyor şimdi. Sana şah damarından da yakın olduğunu söyleyen Rabbin, kendi varlığının diplerine senden daha yakındır. Hamd, bu yakınlığın ifadesidir dilinde. Nice şekerleri şeker eyleyen sırdır hamd; balları bal eyleyen iksirdir “Elhamdülillah!”


Allahûekber

Senin sonsuz uzak olduğun Rabbinin sana sonsuz yakın olmasıdır büyüklük. Büyüklük, sana hiç minneti olmayanın seni sonsuz minnettarlıkla nazlamasıdır. Büyüklük, sana hiç muhtaç olmayan Rabbinin senin her ihtiyacını senden önce, senin bildiğinden daha fazlasıyla, senin dilediğinden çok daha incelikle karşılamasıdır. üekber, tesbih ile hamdin ortasıdır; cemâl ve kemâlin kıvamıdır. Tekbir, sonsuz kudret sahibinin sen acize sonsuz rahmetiyle incelikle muhatap oluşunu taşır dudağına. , senin O’na sonsuz uzaklığına rağmen, O’nun sana sonsuz yakın olmasıyle “ekber”dir, büyüktür. ’ın büyüklüğü, her şeyi dilediği gibi helâk edecek sonsuz bir celâl sahibi olduğu halde, sana şahdamarından bile yakın olarak, diline taşıyamadığın en ince sızılarını, aklına getiremediğin en mahrem arzularını cemâliyle görüp gözetmesidir.


MaşaAlllah

Sahip oldukların ile arandaki bağ nedir. Seni elindekilere bağlayan ne olabilir?
Elindekiler ne kadar elinde kalır, biliyor musun? Elindekiler elinde kalsa bile, sen ne kadar elinde tutabilirsin, hesap ediyor musun? “Benim” dediğin şey, şimdilik yanında olandır. Çocuğun, eşin, annen ve baban şimdilik yanındadır; kalbinin her daim aktığı, sevgilerinin her gün dokunduğu o yüzler ayrılığa ayarlıdır. Sevdalarının hepsi bir vedayı büyütmektedir. Bir gün ya sen onlara veda edeceksin, ya onlar sırayla sana veda edecekler. Şimdi ve burada, bir arada olmanız, ancak Rabbinin dilemesidir. Rabbinin sahip olduklarını senin yanında tutmayı dilemesidir zenginliğinin nedeni. O sana sonsuzluk vaad etmeseydi, sonunda sonsuzluğun olduğu bir son sözü vermeseydi, şimdiden aranızdaki sevgiler, muhabbetler yokluğa savrulacaktı. Sahip olduğun her şey hiçliğin rüzgârlarında savrulup anlamını kaybedecekti. Sen sen ol, hiçbir şey için “bu benimdir” deme; de ki, “sadece yanımdadır.” De ki, “onu yanımda tutan Rabbimin dilemesidir.” De ki, “Maşaallah!”…

Senai Demirci

Aşk Olsun!

Cuma Yazıları, Okuduklarım 13 Yorum Yapılmış »

Tasavvufta şöyle güzel bir adet varmış:

Dervişin biri, yine bir dervişler topluluğu içerisine gelip, selam vererek oturduktan sonra, topluluk gelen dervişe:
“Merhaba!!” yerine, “Aşk olsun!!” dermiş…
Derviş de “Aşkınız cemal olsun Efendim!!” diye mukabele edermiş…
Bu sefer topluluk “Cemaliniz nur olsun!!” dediğinde, derviş “Nurunuz ayn olsun!!” dermiş ve böylece selamlaşma bitermiş….

Tasavvufta aşk o derece içselleştirilmiş, o derece özümsenmiş ki…. Selamlaşma bile aşk üzerine kurulmuş…
Tasavvufta bütün diyalogların böyle kalbi incelikler içerisinde cereyan etmesi ne kadar hoş değil mi?….

Bir de günümüzdeki selamlaşma diyaloglarını düşünün….

” – Nabers lan !!”

” – Selam moruk !!”

Tasavvuftaki aşk anlayışı, elbette “televole aşkı” bir aşk anlayışı değildir…
Günümüzde, bir çok temel kavramda olduğu gibi “aşk” kavramı da “kavram kargaşası” içerisine sokularak, gerçek anlamından kopartılmış ve çok daha farklı anlamlarda kullanılır olmuştur….
Artık yaşanan bazı edepsizliklerin bile “aşk” olarak nitelendirildiği hepimizin malumudur….

Yine bahse konu yazıda;
Tasavvufta “Aşk nedir” diye sorulsa,
“Aşk, Maşukun rızasıdır” cevabının alınacağı kayıtlıdır… Maşuk ise, hakiki aşkta elbette ALLAH‘tır…

Düşünceler davranışları, davranışlar da düşünceleri etkiliyorsa; ve insan… ki onun ruhi, fikri ve hatta bedeni yapısı böyle bir etkileşim sonucu şekilleniyorsa; Tasavvufun, hayatın her bir anını hiçbir boşluk bırakmadan neden çepeçevre kuşattığını çok daha iyi anlıyorsunuz…. Velev ki, bu bir selamlaşma anı olsa bile…. Boşluğa asla izin yok…. Size atılan “irtibatı koparmayalım” formatı dolayısıyla, siz artık bir pergelsiniz…. Bir ayağınız olması gereken noktada sabit, diğer ayağınız yetmiş iki milleti dolaşmakta…. Ama irtibatı koparmadan… Boşluk bırakmadan ..

Elif Şafak / AŞK

Cümleten aşk olsun!..

Hayırlı Cumalar..

Hayırlı Cumalar~

Cuma Yazıları, PEYGAMBERİMİZ(sav)'den 6 Yorum Yapılmış »

güzellikler..

• Yemek yerken yerde oturarak sol ayağı katlayıp sağ ayağı karna çekerek oturulup yenildiğinde, su ile doldurulmuş balon şeklinde olan midenin çıkış kısmını kapatarak yenilen gıdanın tam sindirilmeden bağırsaklara kaçmasını önleyeceğini ve mide dolunca da doygunluk hissi vererek çok fazla yemeden kalkılacağını…
• Yemek yerken yemeğin ortasında su içildiğinde içilen suyun yenilen gıdaların sindirilmesine, gerekli vitaminlerin emilmesine katkıda bulunduğunu ve midede doygunluk hissi vererek az yemeye vesile olduğunu…
• Oturularak ve en az 3 yudumda içilen su, dil ve ağız bölgesinde daha fazla duraksadığından tükürük bezleri için gerekli olan suyun emilimini artırıp anti bakteriyel ve antioksidan etkiye sahip tükürüğün salgılanmasını artırarak ağız ve diş sağlığına katkıda bulunduğunu..
• Uyurken sağ yana dönüp yatıldığında solda olan kalbimizin daha rahat çalışmasına neden olarak, kalbi yormadan dinlenmiş bir vaziyette kalkılabileceğini…
• Tuvalete girerken sol ayakla ilk adım atıldığında kaygan olan zeminde ayağın kayması durumunda sola göre daha güçlü olan sağ ayağın düşmeyi engelleyerek vücudu dengelediğini..
• Banyo yaptıktan sonra ayaklara soğuk su dökmenin kan dolaşımını hızlandırıp sıcak sudan dolayı genleşmiş olan damarların içindeki kanın aktivasyonunu artırarak tansiyon düşüklüğünü önlediğini ve savunma mekanizmasını güçlendirdiğini…
• Kesintisiz uyunan uzun gece uykularının, damarlarda vazodilatasyona neden olduğunu, uyku ortalarında kalkıp el yüz yıkamak (ör: abdest almak) az yorucu egzersizler yapmanın (ör: teheccüd namazı) vazodilatasyonu engellediğini ve daha zinde kalkılabileceğini…

Bütün bunların, 1600 sene evvel Peygamberimiz (sav) in yaptığı ve ümmeti için de tavsiye ettiği sünnet-i seniyyeler olduğunu…

BİLİYOR MUYDUNUZ ?

 

couk