Hayırlı ve bereketli cumalar arkadaşlar. Bu mübarek cuma günü birbirimize dua edelim…
Cenab-ı Rabbül Alemin Hz. Musa’ya:
“Ya Musa bana günahsız bir ağızla dua et!” diye buyurdu.
Musa (a.s.): “Yarabbi bende öyle bir ağız yok ki, sana nasıl günahsız bir ağızla dua edeyim,” dedi. Bunun üzerine Allah’ü Teala:
“Başkalarının ağzıyla dua et çünkü sen başkalarının ağzıyla günah işlemiş olmazsın, öyle hareket et ki diğer insanlar gece gündüz sana dua etsinler. Veya kendi ağzını temizle, Allah’ın (c.c) adı temizdir onu zikrederken ağız temizlenir,” buyurdu.
Ümmü Derda (ra)’dan rivayete göre, Resulullah (sav) efendimiz buyurmuştur:
دعوة المسلم لأخيه بظهر الغيب مستجابة عند رأسه ملك موكل، كلما دعا لأخيه بخير، قال الملك الموكل به، آمين و لك بمثل..
“Bir müslümanın, bir din kardeşine gıyabında yaptığı DUA kabul olunur. Başında vazifeli bir melek vardır. Kardeşine hayır DUA’da bulunduğu vakit, bu melek: ‘AMİN’ der. Ve: ‘Senin için de bir misli olsun’ der.”
Müslim-Ebu Davud Tac c 5 s 210
Dünya üzerinde yaşayan hiç bir insan yoktur ki yaptığı tüm hata ve günahlara bir bahanesi olmasın. Nefsimize uyarız,şeytandır deriz(nefis ve şeytan farklı kavramlardır.)
Bayram günlerine dikkat etmek gerekir. Bayram oruçtan kurtulma değil, bir Ramazan’ı hatta üçayları Allah’a kulluğa has kılabilme gayretinin sonunda yine Mevlamızın Iutfettiği sevinç günleridir. Ebû Ümame (r.a.)’in anlattığına göre Rasûlüllah (s.a.s.) buyurdular ki:
“Kim her iki bayramın da gecesini, Allah’tan sevap umarak ibadetle geçirirse, kalplerin öldüğü günde kalbi ölmez.” (İbn-i Mace, 563, 1782)
Dua, Rabbimize karşı yapılan çok sırlı, gizli ve kudsi bir ubudiyettir. Evet o, en halis bir kulluk tavrıdır. Dua, insanın ihlas ve samimiyetle Rabbisine yönelip O’ndan bir şeyler dilemesi halidir.
Kur an-ı Kerim,
“Kullarım Beni Senden soracak olurlarsa, bilsinler ki Ben pek yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim.” (Bakara Sûresi, 2/186)
Allahım! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru!
Allahım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği isterim.
Ey kalpleri yönlendiren Allahım! Kalplerimizi sana itaate yönelt!
Ya Mani!
Sen mani olursan kimse manileri kaldırası değil
Sen engelleri kaldırırsan hiçbir sey engel olası değil
Ben bana gerekeni bilmem Hakim sensin
Men eyle bana verme neler engelse sana gelmeme
Ya Darr!
Zarar da fayda da senin iznindedir
Zarara izin vermende bir hikmetledir
Sen hakkımda zarar murad etmezsin
İyilik senden kötülük nefsimdendir
İyiliğe mecalim yok sen iyileştir beni
Zarar da görünse faydadır taktir ettiğin
Kendime faydam yok zarardan kurtar beni
Ya Veliyy!
Sana tevekkül ettim vekilim sensin
Sana iman ettim sahibim sensin
Sana sığındım sırdaşım sensin
Sana güvendim veliyyim sensin
Sana bağlandım dostum sensin
Sana tutunuyorum bütün varlığımla
Kimsenin yere yıkmasına izin verme beni
Ya Kabid! Ya Basit!
Dara düşürüşün genişlik verdiğinde şükretmeyeni
Genişletirsin dara düştügünde de şükredeni taktir senindir
Ya Rabbi! Sen ki imkansızı mümkün kılarsın
Darda koyma beni dara düştüğümde de şükredenlerden eyle beni
Sen ki asılları yanında tutarsın gölgede bırakma beni..
Amin!Ya Mûin..
Bugün Peygamber Efendimiz (sav)’in veladet (doğum) kandilini idrak ediyoruz. Rabbim O’na layık ümmet olmayı eylesin bizleri.
Kandiliniz bereketli geçsin ve mübarek olsun..
Mevlid kandiliyle ilgili bir önceki senin yazısı için buraya buyrun..
Peygamber Efendimiz (sav) rengi görünmeyen ve başkalarını rahatsız edecek kadar ağır olmayangüzel kokular ikram edilinceseverek kullanır,reyhan çiçeği gibi güzel kokulu çiçekler ikram edilince de geri çevirmezdi.
*
Cabir bin Semure’den(r.a) rivaye göre Peygamber Efendimiz (sav), rahatsız edici ölçüye varan bir aşırılıkta gülmezdi. O’nun gülmesi tebessümdü.Peygamber Efendimiz (sav) her tebessüm edişinde dişleri inci gibi görünürdü.
Abdullah bin Hâris Hz.leri de Peygamber Efendimiz (sav)’in sevimliliğini ve güleryüzünü şöyle anlatır:
-Rasûlullah’tan daha çok tebessüm eden kimse görmedim!
*
Peygamber Efendimiz (sav) sağ tarafına, sağ yanağı üzerine yatarak uyurdu ve şu duayı yapardı: “Ya Rabbi! Beni,kullarını tekrar dirilteceğin günde azabından koru!”
Yatarken şu dualardan birini yaptığı da söylenir:
“Allah’ım! Senin adınla uyur, senin adtınla uyanırım.Allah’a hamd olsu. Bizi yedirdi, içirdi, ihtiyaçlarımızı giderdi, evlerimize sığındırdı, huzura erdirdi. Nice yaratıklar vardır ki, istedikleri ölçüde yiyecek-içeceklerini ve akşam olunca barınacak meskenleri yoktur.”
Uykudan uyandığında ise şöyle dua ederdi: “Allah’a hamd olsun ki, bizi uyuttuktan sonra uyandırdı, dönüş O’nadır.”
*
Peygamber Efendimiz (sav) elbisesinin temiz ve tertipli olmasına önem verirdi. Giyiminte titizdi, dağınıklıktan hoşlanmazdı.
Yeni bir elbise giydiği zaman Allah’a hamd eder, bu yeni giysini hayırlara vesile olmasını diler, elbisenin örttüğü organların şerrinden de Allah’a sığınırdı.
Peygamber Efendimiz (sav), rengi hafif bozuldu,boyası hafif attı diye hergangi bir elbiseyi giymemezlik etmez, israfa kaçmazdı. Ancak mümkün mertebe alacalı,aşırı desenli, göze batan çiğ renkli elbiseler giyinmekten kaçınırdı.
Bundan anlaşıldığına göre Peygamber Efendimiz (sav) estetiğe önem veriyordu. Peygamber Efendimiz (sav)’in giyecekle ilgili tutumunu, “temizlik,tertiplilik,estetiği gözetme,kendine yakıştırma,sadelik ve ihtiyacı karşılama! olarak özetleyebiliriz.
*
Peygamber Efendimiz (sav) düzenli yaşamaya özen gösterir, müslümanlara da her hususda düzenli olmalarını tavsiye ederdi.
Bir gün Peygamber Efendimiz (sav)’in huzuruna saçı,sakalı birbirine karışmış bir adam geldi. Peygamber Efendimiz (sav) o kişiye saçını sakalını düzeltip gelmesini işaret etti,o da düzeltip geldi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdu:
-Birinizin, şeytan gibi saçı başı dağınık olmasından böylesi daha iyi değil mi?
Yine birg ün Peygamber Efendimiz (sav), üzerinde kirli elbiseler bulanan birini gösterer: “Şu kişi, acaba elbisesini yıkayacak birşey bulamıyor mu?” buyurdu.
*
Peygamber Efendimiz (sav), beden,elbise, yiyecek, giyecek, ev ve sokak temizliğine fevkâlede önem verirdi.Bununla beraberkalp ve ruh temizliğinin önemini de ısrarla belirtirdi. Bunun içindir ki, “Müslüman elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği kişidir.” buyurmuşlardır.
Kayısı ve incir tatlısını özellikle Ramazan’da çok yaparız biz. Hatta Ramazan’dan beri tarifini vermeye niyetim var ama annemin malum göz kararı ölçüsü yüzünden veremiyordum. Ablamdan tarif defterini istedim de sonunda tarif verebiliyorum 
Malzemeler:
1kg kuru kayısı
8 su bardağı su
2su bardağı toz şeker
İçine: Kaymak ve ceviz
Yapılışı: Tencereye soğuk su ve kayısıları koyuyoruz. Haşlıyoruz. Kayısılar yumuşayınca şekerini ilave edip pişirmeye devam ediyoruz. Şekerini de iyice emdikten sonra altını kapatıyoruz. Ilındıktan sonra sandiviç gibi kesip, içine kaymak sürüp ceviz koyup kapatıyoruz. Arzu ederseniz kaymakların gözüktüğü yeri toz antep fıstığına batırabilirsiniz..
Afiyet olsun..
Sevgili Gamze beni mimlemişti,onu da aradan çıkaralım
“Yakınınızda bulunan kitabın 161.sayfasının 5.cümlesi”ni paylaşın.. Diyor mim,benimde yakınımda okuduğum kitap var.
“Çocuklar İçin Cinsel Eğitim-ANNE BEN NERDEN GELDİM?/ Pedagog Ali Çankırılı”
Amma velakin kitamın 161 sayfası yok
Ben bu vesiliyle kitabı çocukları olan yada olmayan anne ve anne adaylarına tavsiye ediyorum. Özellikle Dilekcim sana
Yakınımda olan başka bir kitaba geçeyim.Pcnin olduğun masanın duvara çaktığım rafa uzatıyorum elimi ve ilk çektiğmi kitab:
“Peygamberimin Sevdiği Müslüman/M.Yaşar Kandemir”
161 syf-5.cümle: ….Onun için Peygamber Efendimiz(sav) bizim de kendisi gibi:
“Allahümme ainni alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetik”(Allah’ım seni anıp zikretmek,nimetine şükretmek,sana lâyık ibadet etmek için bana yardım eyle!) diye dua etmemizi ister ve bize pek çok dua ve zikir öğretir.














Son Yorumlar