Kitaplar ve Sevdiğim Kokular..

Mimler [Ebe-Sobe], Okuduklarım 8 Yorum Yapılmış »

ktp

1.Şu anda okumakta olduğun kitap ve kısaca konusu:

Çöl~Deniz / Sibel Erslan

Büyük bir hevesle aldığım kitap resmen elimde sürükleniyor şuan. Hiç umduğum gibi yazılmamış.

Konusu: Hz. Hatice validemizin hayatı

devamını oku »

OKU!

Okuduklarım, İçimden Gelenler 20 Yorum Yapılmış »

oku_thumb[2]

Bizler Peygamberine ilk  olarak İkra’ -OKU-  emri gelmiş bir ümmetiz. Gerek dini ilimler olsun, gerek ilmi ilimler olsun okuyup öğrenmek üzerimize farz.

devamını oku »

Kitap Tavsiyeleri..

Okuduklarım 11 Yorum Yapılmış »

en sevdiğim

Size de olur mu bilmem? Ben normalde kitap okumayı çok seven biriyim. Lakin bazen öyle bir zaman dilimi yaşıyorum ki sanki o kadar kitabı okuyon ben değilmişim gibi elime bir tane dahi kitap alasam gelmez.

devamını oku »

Fikri Mühim Tanıtımlarım =) ve Kozmetik Mimi :)

Mimler [Ebe-Sobe], Okuduklarım, Tavsiye-Reklam 6 Yorum Yapılmış »

exsir

Fikri Mühim sitesini aranızda hâlâ bilmeyen varsa bence hemen siteyi ziyaret etsin ve üye olsun:)

Exir sebze ve meyve arındırıcısını uzun zamandır marketlerde görüyordum ama fiyatından dolayı almıyordum. Ya kötü çıkarsa filan diye. Fikri mühim üyeliğim sayesinde küçük boyundan kargoyla eve geldi. Biz de annemle denedik. Yeşillikleri yıkarken aradaki farkı çok bariz şekilde görüyorsunuz. Sirkeli suyla yıkarken de topraklar dibe çöker ama exirle yıkarken sanki iki avuç toprak atmışsın suya gibi bütün çer çöp suyun dibine çıkıyor ve yeşillikler çok güzel temizleniyor.

Şeftaliyi ne kadar yıkarsanız yıkayın üzerinde bir tabaka gibi birşey kalır. Exsirle yıkadığınız zaman o da gidiyor. Ben exiri her kullanşımda fotoğraf çekmeyi unuttum ama gerçekten güvenle önerebileceğim bir ürün.

devamını oku »

Aşk Olsun!

Cuma Yazıları, Okuduklarım 13 Yorum Yapılmış »

Tasavvufta şöyle güzel bir adet varmış:

Dervişin biri, yine bir dervişler topluluğu içerisine gelip, selam vererek oturduktan sonra, topluluk gelen dervişe:
“Merhaba!!” yerine, “Aşk olsun!!” dermiş…
Derviş de “Aşkınız cemal olsun Efendim!!” diye mukabele edermiş…
Bu sefer topluluk “Cemaliniz nur olsun!!” dediğinde, derviş “Nurunuz ayn olsun!!” dermiş ve böylece selamlaşma bitermiş….

Tasavvufta aşk o derece içselleştirilmiş, o derece özümsenmiş ki…. Selamlaşma bile aşk üzerine kurulmuş…
Tasavvufta bütün diyalogların böyle kalbi incelikler içerisinde cereyan etmesi ne kadar hoş değil mi?….

Bir de günümüzdeki selamlaşma diyaloglarını düşünün….

” – Nabers lan !!”

” – Selam moruk !!”

Tasavvuftaki aşk anlayışı, elbette “televole aşkı” bir aşk anlayışı değildir…
Günümüzde, bir çok temel kavramda olduğu gibi “aşk” kavramı da “kavram kargaşası” içerisine sokularak, gerçek anlamından kopartılmış ve çok daha farklı anlamlarda kullanılır olmuştur….
Artık yaşanan bazı edepsizliklerin bile “aşk” olarak nitelendirildiği hepimizin malumudur….

Yine bahse konu yazıda;
Tasavvufta “Aşk nedir” diye sorulsa,
“Aşk, Maşukun rızasıdır” cevabının alınacağı kayıtlıdır… Maşuk ise, hakiki aşkta elbette ALLAH‘tır…

Düşünceler davranışları, davranışlar da düşünceleri etkiliyorsa; ve insan… ki onun ruhi, fikri ve hatta bedeni yapısı böyle bir etkileşim sonucu şekilleniyorsa; Tasavvufun, hayatın her bir anını hiçbir boşluk bırakmadan neden çepeçevre kuşattığını çok daha iyi anlıyorsunuz…. Velev ki, bu bir selamlaşma anı olsa bile…. Boşluğa asla izin yok…. Size atılan “irtibatı koparmayalım” formatı dolayısıyla, siz artık bir pergelsiniz…. Bir ayağınız olması gereken noktada sabit, diğer ayağınız yetmiş iki milleti dolaşmakta…. Ama irtibatı koparmadan… Boşluk bırakmadan ..

Elif Şafak / AŞK

Cümleten aşk olsun!..

Hayırlı Cumalar..

DEFTERİMDE 40 SURET

Okuduklarım 2 Yorum Yapılmış »

Uzun zamandır kitaplardan ayrı kalmıştım,bir atalettir gidiyordu ne yazık ki.. Geçtiğimiz günlerde kitapların arasından iki tanesi ilişiverdi gözüme ve beni kendilerine çektiler. Kalemini ve yüreğini çok sevdiğim üstad Beşir Ayvazoğlu‘nun iki kitabıydı.Hemen ayırdım okumak için ve dün başladım okumaya..

İlki “Defterimde 40 Suret” isimli isminden de anlaşılacağı üzere 40 güzel yürekli insanın kısa kısa tanıtıldığı bir kitap. Tam olarak tanıtmak da denmez de, hayatlarının en can alıcı yerlerini yazmış hocamız. Kitap, dört bölümden oluşuyor:

1- Osmanlı’nın Yâdigârları 2- Yeni Devir Yeni Yüzler 3- 46 Sonrası 4- Onlar da Bizden

)


Okumayı seven,sanatı seven, kültürümüze bir nebze olsun sahip çıkmaya çalışan ve kitaplarını okuyup, resimlerini biriktirip, şiirlerini ezberleyip, ebru sanatından onların izinden gidip de hayatları hakkında biraz daha bilgi sahibi olmak istedeğiniz üstadlar varsa bu kitap sen sizlik sevgili gençlik:)

****

“Eskiler,alem-i sugra, yani küçük alem derlemiş,ne kadar doğru. Bana sorarsanız,her insan ayrı bir aleme açılan kapı; o kapıdan içeri girdikten sonra labirentlerinde kaybolmak işten bil edeğil;Freud’ların mroydların başlarına gelen nedir? Sıradan zannettiğimiz insanların bile uçsuz bucaksız iç dünyaları varsa,bilim,sanat ve hareket adamlarının dünyaları ne kadar büyüktür,varın siz hesap edin. Doğru söylüyorum,onları derinliğine anlamaya çalışmak,galaksiler arası yolculuğa çıkmak gibi birşey olmalı. Ben mi? Ben sadece kapıları korka korka aralayıp hoşça baktım,gözlerim kamaştı…”

Diye başlayıp önsözünde üstad,devam ediyor…

BİR FOTOĞRAFIN UZUN HİKAYESİ

Gezdiğim-Gördüğüm-Fotoladığım, Okuduklarım 8 Yorum Yapılmış »
Şubat ayının başlarında arkadaşlarla muhabbet ederken kendi aramızda bir kitap etkinliği yapmaya karar verdik. Her ay bir tap belirleyip,belli zaman dilimi içinde onu okuyup,belli bir günde buluşup kitabı konuşacaktık. Okuyacağımız kitap türü olarak biyografi karar verildi ve bu bağlamda sevgili Beşir Ayvazoğlu’nun “1924-Bir Fotoğrafın Uzun Hikayesi” adlı harika kitabı kararlaştırıldı.
Yarın akşam(aslında bu akşam yani 1mart) kitabımızı konuşacağımız gece:) ben de sizlerle de paylaşmak istedim. Kitabın kısaca tanımıtı şöyle:

İlk kez yayınlanan belge bilgi ve fotoğraflarla

Abdülhak Hâmid, Mehmed Âkif, Süleyman Nazif, Cenab Şahabeddin, Sami Paşazâde Sezai ve Midhat Cemal Kuntay’ı mevsim çiçekleriyle bezeli mükellef bir yemek masasında gösteren ünlü bir fotoğraf vardır. Bu fotoğrafın âdeta içine girerek davetin verildiği Mısır Apartmanı’nın kapısından 1924 yılına çıkan Beşir Ayvazoğlu, elinizdeki kitapta, Mehmed Âkif’i merkeze alarak, söz konusu davetin sebebini, nerede ve niçin verildiğini, karede yer alan şair ve yazarların birbirleriyle ilişkilerini, o günlerde yaşadıkları dramları, henüz ilân edilmiş olan Cumhuriyet’in hayatlarına nasıl yansıdığını anlatıyor. Karede görünmeseler de, fotoğrafın içine girildiğinde hemen karşılaşılan Faruk Nafiz Çamlıbel, Abbas Halim Paşa ve Fuad Şemsi İnan gibi renkli şahsiyetlerin de yer aldıkları bu kitap, kültür ve edebiyat tarihimizin bazı karanlık noktalarına ışık tutuyor.
****
Okumaya meraklı olanlara kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap.
Tam da kitabımı okuyup bitirmenin zevkine vardığım akşamların birinde Üsküdar Belediyesinin Altanzade Kültür Merkezinde düzenlediği “Sanat Hayatının 40.yılında Beşir Ayvazoğlu” adlı bir program düzenledi. Bütün arkadaşlar ve ailemle birlikte oradaydım. Kitabımı imzalattım Beşir Hocama:) Hayatımın ennn güzel gecelerinden biriydi. Gecenin tanıtımı gazete ve radyolarda da yapılmıştı zaten. Hatta TRT canlı yayın yaptı AKM’den.

Hocayı anlatmak için dostları bir panel hazırlamıştı. Oturumu İskender Pala yönetti. Prof Dr. İsmail Kara,Prof Dr. Ali Birinci,Prof.Dr.Fatih Andı, Selim İleri,Mustağa Armağan hocayı bilinmeyen yönleriyle anlattılar.
Beşir Hoca hayatımda gördügüm en zarif,kibar,şık,bilgili,kültürlü vs….. ender insanlardan biriydi..
Rabbim kalemine kuvvet,zihnine açıklık versin de daha çok şeyler yazsın:)
 

couk