Tesettür Açılımı !?!?????

Din Nasihattir, PEYGAMBERİMİZ(sav)'den, İçimden Gelenler 59 Yorum Yapılmış »

3c18e_tekbir12

Günlerdir bazı blogları gezdikçe, o bloglara yazılan yorumları okudukça, karşıma çıkan sözde tessettürlü fotoğrafları gördükçe sinirlerimin tepe çıkması bir yana, uykularım kaçıyor resmen! Zaten bu yazıyı yine sinirden kendimi uyumaya vermeye çalıştığım, fakat ne yapsam uyuyamadığım bir gecenin yarısı yazmaya başladım..

devamını oku »

Çocukları Sevindir..

PEYGAMBERİMİZ(sav)'den, İçimden Gelenler 4 Yorum Yapılmış »

çocuklara..

Ramazanın son haftası alışveriş için Eminönü’ne gittiğimde daha önceden göz koyduğum bonibonlaran bir kilo aldım. O zamandan aklıma koymuştum, bonibon alıp bayramda çocuklara dağıtmayı. Nasip oldu bayramdan önce gittiğimde aldım ve küçük hediye paketlerine birer avuç bonibon, ikişer üçer tofita şeker koydum. Gelen çocuklara,yiğenlerime, gittiğimiz yerde ki çocuklara dağıtıyorum. Çocuklarını sevindirmek çok hoşuma gidiyor.

devamını oku »

İftar’da Aşırı Yemekten Sakınmak ve İftarı Hemen Açmak

Cuma Yazıları, PEYGAMBERİMİZ(sav)'den 4 Yorum Yapılmış »

pembe..

Cenâb-ı Hak bir âyet-i kerîmede şöyle buyurur:

“Yiyiniz içiniz; fakat israf etmeyiniz! Çünkü Allâh isrâf edenleri sevmez.” (A‘râf, 31)

devamını oku »

Bir Kutu Mutluluk:)

Blog Hediyelerim, PEYGAMBERİMİZ(sav)'den 6 Yorum Yapılmış »

hediyelerim

Bu, beni mutluluğa boğup,uzun müddet yüzümden kocaman bir tebüssüme sebep olan güzel hediyeleri sevgili ablacım Hülya, uzun uğraşlar sonucu yolladı:) Uzun uğraşlar diyorum çünkü çok zeki kargo görevlileri apt numaramı 10/8 olarak yazıp üç gün üst üste o eve gidip kimseyi bulamamışlar. Oysa ben gülerdir evden çıkmıyordum:)) Kesin olarak paketin elime ulaşacağı gün de tam kargodan ümüdi kesmiştim ki annem koş paketin geldi dedi saat 7 sularında. Bir hızla paketimi açtım ki sormayın yani:)

devamını oku »

Peygamberimizin Dilinden Dualar..

Dualar, PEYGAMBERİMİZ(sav)'den 5 Yorum Yapılmış »

bogaz ve gul

Allahım! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru!

Allahım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği isterim.

Ey kalpleri yönlendiren Allahım! Kalplerimizi sana itaate yönelt!

Dayanılamayacak dertten, insanı helâke götürecek talihsizlikten, başa gelecek fenalıktan ve düşmanı sevindirecek felaketten Allah’a sığınırız.

Allahım! Bütün işlerimin başı olan dinim konusunda hataya düşmekten beni koru! Yaşadığım şu dünyadaki işlerimin yolunda gitmesini sağla! Dönüp varacağım ahiretimi kazanmama yardım et! Hayatım boyunca daha çok hayır yapmama imkân ver! Her türlü kötülükten kurtulmamı sağlayacak bir ölüm nasip et!

Allahım! Günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, haddimi aşarak işlediğim kusurları, benden daha iyi bildiğin bütün suçlarımı bağışla! Allahım! Ciddi ve şaka yollu yaptıklarımı, yanlışlıkla ve bilerek işlediğim günahlarımı affeyle! Bütün bu kusurların bende bulunduğunu itiraf ederim. Allahım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, ölçüsüz bir şekilde işlediğim ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle! Öne geçiren de sen, geride bırakan da sensin. Senin gücün her şeye yeter.

Allahım! Verdiğin nimetin yok olup gitmesinden, lütfettiğin afiyetin bozulmasından, ansızın vereceğin cezadan ve senin gazabını üzerime çekecek her şeyden sana sığınırım.

Allahım! Acizlikten, tembellikten, cimrilikten, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve kabir azabından sana sığınırım. Allahım! Nefsime takva nasip et ve onu her türlü günahtan temizle; onu en iyi temizleyecek sensin. Ona yardım edip eğitecek sadece sensin. Allahım! Faydasız ilimden, korkmayan kalpten, doyma bilmeyen nefisten ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.

Allahım! Sana teslim oldum, sana inandım, sana güvendim. Yüzümü, gönlümü sana çevirdim, senin yardımınla düşmanlara karşı mücadele ettim. Kitabın ile hükmettim. Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim, açığa vurduğum ve senin benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle! Öne geçiren de sen, geride bırakan da sensin. Senden başka ilâh yoktur

Allahım! Cehennem fitnesinden, cehennem azabından, zenginliğin ve fakirliğin şerrinden sana sığınırım.

Allahım! Kötü ahlâklı olmaktan, fena işler yapmaktan ve yanlış inançlara sapmaktan sana sığınırım.

Ey kalpleri halden hale çeviren Allah! Benim kalbimi dininden ayırma!”

Allahım! Senin rahmetini kazandıracak, bağışlamanı sağlayacak işler yapmayı, her türlü günahtan uzak durmayı, bütün iyilikleri işlemeyi, cennete kavuşup cehennemden kurtulmayı nasip etmeni niyâz ediyorum.

Allahım! Peygamber’in Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin senden dilediği hayırları ben de dilerim. Peygamber’in Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin sana sığındığı şerlerden biz de sana sığınırız. Yardım ancak senden beklenir. İnsanı dünya ve âhirette muradına ulaştıracak sensin. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.

-A M İ N   Y A  M Û İ N !-

Yeni Doğan Bebeğin Kulağına Ezan Okuma

Din Nasihattir, PEYGAMBERİMİZ(sav)'den 13 Yorum Yapılmış »

damla damla..

Hayırlı ve bereketli cumalar arkadaşlar..

Bir kaç zamandır bazı dizilerde birşey dikkatimi çekiyor ve çok rahatsız oluyorum. Dizilerde yeni doğan bebeklerin kulağına ezan okutuluyor. İyi güzel bunun nesinden rahatsız oldun diyecek olursanız;

Bebeği veriyor aile büyüğünün kucağına, adamlar alıyor bebeği söyledikleri şu: ” “Allahu ekber, Allahu ekber, senin ismin …falanca yavrum..”

Hatta bir keresinde bu işi kadının biri yapmıştı, pek komikdi.

Hani doğru dürüst ezan okuyup,kamet getirseler bir sözüm olmayacak ama bu sünneti bile ayaklar altına serdiler ya çok kızıyorum. Ya bu işi hiç yapmayın veya açın iki satır okuyun da nasıl yapılacağını öğrenin.

***

Kulağına ezan ve kamet okuyarak çocuğa isim koymak: Bu adet bizzat Peygamber Efendimizden gelmektedir. Sünen-i Tirmizi’de nakledildiğine göre Hz. Hasan dünyaya gelince Peygamberimiz onun sağ kulağına ezan okumuştur. (1)

Hz. Hüseyin’in rivayetine göre ise Peygamberimiz bu adetlerinin hikmeti hususunda da şöyle buyurmuşlardır:
“Kimin bir çocuğu olur da sağ kulağına ezan sol kulağına kamet okursa o çocuğa ümmüsıbyan hastalığı zarar vermez (cin zarar vermez).” (2)

Ezan ve kamet çocuğa yapılan ilk iman telkinidir. Çünkü ezanın mana ve muhtevasında tekbir tevhid nübüvvet ve namaz gibi dinin esasları bulunmaktadır.

İsim verilirken çocuğa güzel İslami isimlerin verilmesine dikkat edilmelidir. Bu hususta Peygamberimizin birçok tavsiye ikaz ve tatbikleri vardır. Bu hadislerden birisinin meali şöyledir:

“Kıyamet günününde kendi isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyle ise isimlerinizi güzel koyun.”(3)

Çocuğun isminin doğduğu günün akşamında verilmesi tavsiye edilmektedir; fakat yedinci güne kadar da ertelenebilir.

Ezan ve kamet işini herkes yapabilir yeter ki abdestli olsun. Namazdan önce okunan kamet sol kulağa,ezan sağ kulağa okunur ve ardından üçer kere yavrunun ismi kulağına fısıldanır ve hayırlı evlat olsun diye dua edilir..

(1) Tirmizi Edaha:15.
(2) Feyzü’l-Kadir6:237.
(3) Buhari Edeb:108.

Peygamberimiz (SAV)’in Güzel Ahlâkı

PEYGAMBERİMİZ(sav)'den 2 Yorum Yapılmış »

ooo papatyaaa!

Peygamberimiz (sav)’in çok güzel bir ahlaka sahip olduğunu Allah Kuran’da bildirmiş ve şöyle buyurmuştur:

Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun. Sen, Rabbinin nimetiyle bir mecnun değilsin. Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır. Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin. Artık yakında göreceksin ve onlar da görecekler. Sizden, hanginizin ‘fitneye tutulup-çıldırdığını’. Elbette senin Rabbin, kimin Kendi yolundan şaşırıp-saptığını daha iyi bilendir; ve kimin hidayete erdiğini de daha iyi bilendir. (Kalem Suresi, 1-7)

Allah bu ayette ayrıca Peygamberimiz (sav) için kesintisi olmayan bir ecir olduğunu bildirmiştir. Bu, Hz. Muhammed (sav)’in daima güzel ahlak gösterdiğini, takvadan hiçbir zaman ayrılmadığını gösteren bir bilgidir.

Peygamberimiz (sav)’in de “İmanın kemali, güzel ahlakladır” sözleriyle belirttiği gibi, imanın en önemli alametlerinden biri güzel ahlaktır. Bu nedenle güzel ahlakın en güzel örneklerini öğrenmek ve uygulamak önemli bir ibadettir.

PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN ZORLUKLAR KARŞISINDAKİ GÜZEL TAVRI

Hz. Muhammed (sav), peygamberliği boyunca daha önce de belirtildiği gibi, türlü zorluklarla karşılaşmıştır. Kavminden inkar edenler ve müşrikler ona karşı son derece incitici sözler söylemişler, hatta büyücü veya delidir demişler, bazıları da Peygamberimiz (sav)’i öldürmek dahi istemiş ve bunun için planlar kurmuştur. Buna rağmen, Peygamberimiz (sav) her kültürden ve karakterden insanı eğitmeye, onlara Kuran’ı, dolayısıyla güzel ahlakı, güzel tavrı öğretmeye çalışmıştır.

Kuran ayetlerinde bildirildiği gibi, bazı kişiler en temel görgü kurallarından dahi habersiz olduğu için Peygamberimiz (sav) gibi ince düşünceli, üstün ahlaklı bir insana sıkıntı verebileceklerini düşünmemişlerdir. Peygamberimiz (sav) ise tüm bunlara karşı büyük bir sabır göstermiş, her durumda Allah’a yönelerek Allah’ın yardımını istemiş ve müminlere de sabrı ve tevekkülü tavsiye etmiştir.

Allah, Kuran’da Peygamber Efendimize birçok ayeti ile, inkar edenlerin söylediklerine karşı sabırlı olmasını şöyle tavsiye etmektedir:

Öyleyse sen, onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et. (Kaf Suresi, 39)

Onların sözleri seni üzmesin. Şüphesiz ‘izzet ve gücün’ tümü Allah’ındır. O, işitendir, bilendir. (Yunus Suresi, 65)

Andolsun, onların söylemekte olduklarına karşı senin göğsünün daraldığını biliyoruz. (Hicr Suresi, 97)

Şimdi onların: “Ona bir hazine indirilmeli veya onunla birlikte bir melek gelmeli değil miydi?” demeleri dolayısıyla göğsün daralıp sana vahyolunanlardan bir kısmını terk mi edeceksin? Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah herşeye vekildir. (Hud Suresi, 12)

Peygamberimiz (sav)’in nelere sabır göstererek üstün bir ahlak sergilediğini düşünen müminlerin karşılaştıkları olaylarda kendilerine onu örnek almaları gerekir. Nefislerine ters düşen en küçük bir olayda ümitsizliğe kapılanlar, en küçük bir itirazda tahammülsüzlük gösterenler, Allah’ın dinini anlatmaktan vazgeçenler ya da yaptıkları ticarette başarısız olunca mutsuz olanlar, bu tavırlarının Allah’ın Kitabı’na ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetine uygun olmadığını bilmelidirler. İman edenler, her olayda sabır gösterip, Allah’ı vekil tutup O’na hamd ederek, Peygamberimiz (sav) gibi üstün bir ahlak göstermeli ve Rabbimizin rızasını, rahmetini ve cennetini ummalıdırlar.

PEYGAMBERİMİZ (SAV) YANINDAKİLERE DAİMA HOŞGÖRÜLÜ DAVRANMIŞTIR

Daha önce de belirtildiği gibi Peygamberimiz (sav)’in yanında her karakterden, her düşünceden insan vardı. Ancak Peygamberimiz (sav) hayatı boyunca her biri ile tek tek ilgilenmiş, her birinin eksiklerini ve hatalarını düzeltmek için onları uyarmış, temizliklerinden imanlarına kadar onları her türlü konuda eğitmeye çalışmıştır. Onun bu şefkatli, hoşgörülü, anlayışlı ve sabırlı tavrı, birçok insanın kalbinin dine ısınmasına ve Peygamberimiz (sav)’e büyük bir içtenlik ve sevgi ile bağlanmalarına vesile olmuştur. Allah, Peygamber Efendimizin çevresindekilere gösterdiği bu güzel tavrını Kuran’da şöyle bildirmektedir:

Allah’tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile. (Al-i İmran Suresi, 159)

Allah bir başka ayetinde ise Peygamberimiz (sav)’e çevresindekilere karşı nasıl davranması gerektiğini şöyle bildirmiştir:

Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur’an ile öğüt ver. (Kaf Suresi, 45)

G. Mesara Koleksiyonu, Hat, Esma-i Nebi, Kuran’dan bir ayet; “Biz seni alemler için yalnızca bir rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya Suresi, 107)

Peygamberimiz (sav), çevresindekilere dini zor kullanarak veya şart koşarak kabul ettirmeye çalışmamış her türlü durumda güzellikle anlatmıştır.

Peygamberimiz (sav) güçlü vicdanı ile ümmetini her yönüyle sahiplenmiş, onlara her konuda bir velinimet olmuştur. Bu özelliklerinden dolayı Peygamberimiz (sav) Kuran’ın birçok ayetinde “sahibiniz” (arkadaş, sıkı dost, sahip) olarak zikredilir. (Sebe Suresi, 46/Necm Suresi, 2/ Tekvir Suresi, 22)

Peygamberimiz (sav)’in bu vicdanlı tavrını takdir edip anlayabilen müminler de, onu kendilerine herkesten çok daha yakın görmüşler ve onu kendi nefislerinden çok daha üstün tutmuşlardır. Bir ayette Allah bunu şöyle bildirir:

Peygamber, mü’minler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir. (Ahzap Suresi, 6)

Büyük İslam alimi İmam Gazali, hadis alimlerinden derlediği bilgiler ile Peygamber Efendimizin çevresindekilere karşı tutumunu şöyle özetlemiştir:

“… Huzurunda oturan herkese mübarek yüzünden nasibini verir, iltifat buyururdu. Bu yüzden huzurundaki herkes onun nezdinde kendisinden daha değerlisi olmadığı düşüncesine kapılırdı. Evet onun oturuşu, dinleyişi, sözleri, güzel latifeleri ve teveccühü hep nezdinde oturanlar içindi. Bununla birlikte onun meclisi haya, tevazu ve emniyet meclisiydi.

… Kendilerine ikram ve gönüllerini hoş tutmak için sahabelerini künyeleri ile çağırır, künyesi olmayanlara künye bularak onunla hitap ederdi.

Öfkelenmekten son derece uzak ve bir şeye çabucak rıza gösterendi. İnsanlara karşı insanların en şefkatlisiydi. Öyle ya, insanların en hayırlısı insanlara hayrı dokunan, insanların en yararlısı da insanlara faydalı olandır.”

Peygamberimiz (sav)’in çevresindekileri dine bağlayan ve kalplerini imana ısındıran insan sevgisi, ince düşüncesi ve şefkati, tüm Müslümanların önemle üzerinde durmaları gereken bir ahlak üstünlüğüdür.

Kaynak: –>

japon gülü

KUTLU DOĞUM HEPİMİZE KUTLU VE MÜBAREK OLSUN! RABBİM PEYGAMBERİMİZİN YOLUNDA DOSDOĞRU OLAN KULLARINDAN EYLESİN CÜMLEMİZİ..

Hayırlı Cumalar~

Cuma Yazıları, PEYGAMBERİMİZ(sav)'den 6 Yorum Yapılmış »

güzellikler..

• Yemek yerken yerde oturarak sol ayağı katlayıp sağ ayağı karna çekerek oturulup yenildiğinde, su ile doldurulmuş balon şeklinde olan midenin çıkış kısmını kapatarak yenilen gıdanın tam sindirilmeden bağırsaklara kaçmasını önleyeceğini ve mide dolunca da doygunluk hissi vererek çok fazla yemeden kalkılacağını…
• Yemek yerken yemeğin ortasında su içildiğinde içilen suyun yenilen gıdaların sindirilmesine, gerekli vitaminlerin emilmesine katkıda bulunduğunu ve midede doygunluk hissi vererek az yemeye vesile olduğunu…
• Oturularak ve en az 3 yudumda içilen su, dil ve ağız bölgesinde daha fazla duraksadığından tükürük bezleri için gerekli olan suyun emilimini artırıp anti bakteriyel ve antioksidan etkiye sahip tükürüğün salgılanmasını artırarak ağız ve diş sağlığına katkıda bulunduğunu..
• Uyurken sağ yana dönüp yatıldığında solda olan kalbimizin daha rahat çalışmasına neden olarak, kalbi yormadan dinlenmiş bir vaziyette kalkılabileceğini…
• Tuvalete girerken sol ayakla ilk adım atıldığında kaygan olan zeminde ayağın kayması durumunda sola göre daha güçlü olan sağ ayağın düşmeyi engelleyerek vücudu dengelediğini..
• Banyo yaptıktan sonra ayaklara soğuk su dökmenin kan dolaşımını hızlandırıp sıcak sudan dolayı genleşmiş olan damarların içindeki kanın aktivasyonunu artırarak tansiyon düşüklüğünü önlediğini ve savunma mekanizmasını güçlendirdiğini…
• Kesintisiz uyunan uzun gece uykularının, damarlarda vazodilatasyona neden olduğunu, uyku ortalarında kalkıp el yüz yıkamak (ör: abdest almak) az yorucu egzersizler yapmanın (ör: teheccüd namazı) vazodilatasyonu engellediğini ve daha zinde kalkılabileceğini…

Bütün bunların, 1600 sene evvel Peygamberimiz (sav) in yaptığı ve ümmeti için de tavsiye ettiği sünnet-i seniyyeler olduğunu…

BİLİYOR MUYDUNUZ ?

Lâkab..

Mimler [Ebe-Sobe], PEYGAMBERİMİZ(sav)'den, Sözlük - İmla Klavuzu 9 Yorum Yapılmış »

goz

Lâkap nedir? ‘Bir kimseye veya bir aileye; kendi adından ayrı olarak sonradan takılan, o kimsenin veya o ailenin bir özelliğinden kaynaklanan ad.’ diye tarif ediliyor sözlükte lâkap. Bir yazarımız da, ‘Zamanın ve zamanenin bir adama lâkap takması, umumî efkâr karşısında o zatın; hâl, ahlâk ve işinden dolayı verdiği imtihana mukabil bir sıfatla anılması demektir, bunda halkın çok kereler isabet ettiği görülmüştür.’ der, lâkaplar hakkında.

Ancak tenkit etmek, ayıplamak, kınamak, kötülemek için verilen lâkapların, isimlerin kullanılmasının bir faydası olmayacağı gibi zararlı neticeleri de olabilir. Böyle lâkaplar; haset, nefret ve düşmanlığa yol açabilir. Bu sebeple bu tür lâkapların kullanılması âyet-i kerimeyle yasaklanmıştır.

Yasaklanan lâkapların, kötü mânâlar ihtiva eden lâkaplar olduğu, mânâsı güzel olan, insanları öven, onlara saygıyı ifade eden, dostlukları ve barışı tesis etmeye katkısı olacak lâkaplarla hitap etmenin teşvik edildiği görülmüştür. Bu konuyla alâkalı Keşşafta Peygamberimiz (sas)’den, ‘Müminin, mümin kardeşi üzerindeki hakkından birisi de onu en sevdiği ismiyle çağırmasıdır.’ hadîs-i şerifi rivayet edilmiştir. Hz. Ebu Bekir; Sıddîk, Hz. Ömer; Faruk, Hz. Hamza; Esedullah (Allah’ın Aslanı), Halid bin Velid; Seyfullah (Allah’ın kılıcı) lâkaplarıyla lâkaplanmışlardır.

***

Bu konuyu neden yazdım biliyor musunuz? Sevgili Ge-Ce beni mimlemiş ve konusu  lâkablar.. Ben kendi lâkabımı yazmadan önce lâkab hakkında kısa bir açıklama yazmak istedim:)

Aslında beni uzun zamandır takib edenler lâkablarımın neler olduğunu biliyor. Ama adet yerini bulsun tekrar edelim.

- Prenses: Hakkımda yazımda yazdığım gibi babam beni “Prensesim”diye severdi küçükken.. Gerçi hâlâ öyle:)

-Lulu: Aslında bu lâkabı ben Lolime takmıştım. Ama sonra o bana demeye başladı,ben de ona Loli demeye:) Zaten blog camiasına ilk girişimde “Bayan Lulu” olarak başladı.. Başta Leyya ablam,ninom ve Zerrinim olmak üzere bir çoğunuz hâlâ bana Lulum diyorsunuz zaten:)

-Tatlı Cadım: Loli’den:)

-Huysuz ve tatlı: Annemhuysuz ve tatlı kızım diye sever beni:)

-Papatya: Bunu da ben kendime taktım:) Papatyayla Prensesde birleşti Papatya Prenses olduu:)

-Mırnav kedicik: Teyzem böyle sever beni:)

-Mavi Kelebek ve Berrak: Bunlarda kendi kendime taktığım lâkablar arasında. Berrak’ı fotoğraflarımda imza olarak kullanıyorum..

Ben de sevgili Müjde, Seinep, Miray, Nergis ve Candan Tarifleri mimliyorum:)

NOT: Şimdi aklıma geldi bir zamanlar bana KUŞ derdi birisi :(

Peygamber Efendimiz (sav)’in Kronolojik Olarak Hayatı

PEYGAMBERİMİZ(sav)'den 4 Yorum Yapılmış »

Doğum Günün Kutlu Olsun Yâ Resul!

571- Rebiülevvel ayının 12. gecesi (20 Nisan) Pazartesi dünyayı şereflendirdi.

575- Süt annesi Halime Hatun, Allah Rasulü’nü(sav) annesi Hz. Amine’ye teslim etti.

577- Efendimiz(sav), Mekke ile Medine arasındaki Ebva köyünde annesini kaybetti. Dedesi Abdülmuttalib Efendimiz(sav)’i himayesine aldı.

579- Abdülmuttalib vefat etti. Efendimiz(sav) amcası Ebu Talib’in yanında kalmaya başladı.

583- Amcası Ebu Talib’le ticaret maksadıyla Şam’a gitti. Burada Rahip Bahira, Efendimiz(sav)’in beklenen son peygamber olduğunu keşfetti.

590- Hilfu’l-Füdul (faziletliler antlaşması) cemiyetine iştirak etti.

591- Ticarete başladı.

596- İkinci kez ticaret maksadıyla Şam’a gitti. Üç ay sonra Hz. Hatice validemizle evlendi.

605- Kâbe’nin yeniden imarı esnasında kabileler arasında çıkan anlaşmazlığı giderdi.

610- Hira’da ilk vahiy tebliğ edildi.

613- Safa tepesine çıkıp ilk açık tebliğini yaptı. Yakın akrabalarına tebliği için yemekler verdi. Müslümanlara işkence yapılmaya başlandı.

615- Habeşistan’a ilk hicret gerçekleşti. Hz. Hamza ve Hz. Ömer müslüman oldu.

616- Habeşistan’a ikinci hicret gerçekleşti.

617- Müslümanlara karşı 3yıl sürecek olan ekonomik boykot başladı.

619- (Hüzün Yılı) Efendimiz(sav)’in oğulları Kâsım ve Abdullah vefat etti. Kısa aralıklaklarla Hz. Hatice ve amcası Ebu Talib’de vefat etti.

620- Efendimiz(sav) Taif’e gitti ve orada çok kötü karşılandı.

621- İsra ve Miraç hadiseleri yaşandı. Medineli 12 müslüman Efendimiz(sav)’e Akabe’de biat etti.(1.Akabe Biatı)

622- İkinci Akabe Biatı yapıldı. Müslümanlar ve ardından da Efendimiz(sav), Mekke’den Medine’ye hicret etti. Mescid-i Nebevi inşaa edildi. İlk ezan okundu.

613- Kıble yönü Cenab-ı Hakk’ın emriyle Kudüs’ten Mescid-i Haram’a K$abe’ye çevrildi.

624- Mekkeli müşriklerle Bedir savaşı yapıldı. Zafer kazanıldı. Razaman orucu farz kılındı. İlk bayram namazı kılındı. Zekat farz oldu.Efendimiz(sav)’ in kızı Hz. Rukiyye vefat etti. Hz. Ali Hz. Fatıma ile evlendi.

625- Uhud savaşı yapıldı.

627- Hendek savaşı yapıldı.

628- Kâbe’yi ziyaret için yola çıkıldı. Rıdvan biatı yapıldı. Mekkeli müşriklerle Hudeybiye barışı imzalandı.

630- Mekke fethedildi. Kâbe putlardan temizlendi. Tebük seferi yapıldı.

632- Efendimiz(sav) veda haccını yaptı. Rahatsızlandı ve ardından 12 Rebiulevvel günü Cenab-ı Hakk’a kavuştu.

Rabbim cümlemizi şefaaetlerine nail eylesin!.  Amin..

 

couk